| |
Günümüzde yaşam koşullarının zorlaşması, işsizlik oranın artması çocukların
geleceğe daha umutsuz bakmalarına neden oluyor. Doğal olarak da bu
endişeleri en yoğun olarak yaşayan şüphesiz anne ve babalardır. Bu nedenle
anne ve babalar çocuklarına daha iyi eğitim koşulları sunmak için yoğun bir
çaba harcıyorlar. Çocukları üzerindeki beklentileri artıyor. Çocukların da
gerek ileride daha iyi bir yaşam koşullarına sahip olmak için yoğun çaba
içine girmeleri, gerek anne ve babaların çocukları üzerindeki yoğun
beklentileri çocuklar üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.
Ancak ailelerin çocuklarının kusursuz, mükemmel olmaları gerektiğine ilişkin
yargıları hem anne babaların kendilerini üzmekte hem de çocukları
üzmektedir. Anne ve babaların çocuklarını, diğerlerinin çocukları ile
karşılaştırmaları, sürekli daha başarılı olmalarına ilişkin çabaları
çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratır. Çocuklara yapılan olumsuz
eleştiriler, baskılar çocukta değersizlik ve yetersizlik duygularının
yerleşmesine neden olur. Bu durumda çocuk hiçbir zaman hiçbir şeyi
yapamayacağına inanır ve öğrenilmiş çaresizliği yaşar.
Eğer çocuk başarısızlık yaşamışsa, bu başarısızlığın arkasında yatan
nedenler araştırılıp gereken önlemler alınarak bu başarısızlıklar
önlenebilir. Başarısızlık yaşantıları fazla olan çocuklar kendilerine
güvenmezler, yeteneksiz olduklarını düşünürler. Oysa ki başarısızlığın
nedenini yeteneksizlik olarak düşünmek büyük bir yanılgıdır. Bu nedenle
çocuğun kendisini yeteneksiz olarak algılaması yaşamında yer alan diğer
başarı durumlarını görmesini engelleyecek ve var olan olumlu yönlerini hiçe
saymasına neden olacaktır.
Özellikle ilkokul dönemi çocukta beceri duygusunun geliştiği dönemdir. Bu
beceri duygusu çocuğun yaptığı etkinliklerin ailesi ve çevresi tarafından
beğenilmesiyle ilgi görmesiyle gelişir. Özellikle okul yaşantılarında
başarısız olan çocuğa “Hiçbir zaman başarılı olamayacaksın, başarısızsın...”
gibi suçlayıcı, yargılayıcı ifadeler kullanmak çocukta aşağılık duygularının
gelişmesine yol açar.
Çocukların ders konusunda yakındıkları en önemli konu anne ve babaların
çocuklarına” Boş boş oturacağına ders çalış, hiç dersin yok mu senin...”gibi
ifadelerde bulunmalarıdır. Oysa ki çocuklara böylesi uyarılarda bulunmak
yerine onları ders çalışmaya güdülemek istenilen davranışların çocukta
görülmesinde etkili olacaktır.
Çocuğun başarısını arttırmak için ona kendisini rahat hissedebileceği,
gerginlikten uzak bir öğrenme ortamının yaratılması gerekir. Özellikle eşler
arasındaki geçimsizliğin, kavgaların çocuğa yansıması çocuğun dikkatini
derse vermesini engeller ve bu durum çocuğun kişilik gelişimini de olumsuz
yönde etkiler. Kişilik gelişimini sağlıklı olarak tamamlayamamış bir
çocuktan ders başarısı beklemek bir yanılgıdır. Şüphesiz çocuğun kişilik
gelişimi olumlu yönde sağlanırsa yaşamın diğer alanındaki başarılar da buna
bağlı olarak artar. Çünkü temelde sağlıklı bir kişilik gelişimi yatar.
Elbette ki anne ve babalar çocukları hakkında hep iyi niyetlere, iyi
duygulara sahip; ancak farkında olmadan yanlış yöntemler kullanıyorlar. Anne
ve babaların çocuklarına ilişkin kaygıları, endişeleri elbette ki
yadsınamaz. Ancak yaşanan bu gerginliklerin ve aşırı beklentilerin içinde
olmak hem anne ve babayı hem de çocukları rahatsız ediyor. O nedenle
çocukların gerek kişiliklerinin, gerekse ilgilerinin, yeteneklerinin ve
sınırlılıklarının bilinmesi, buna göre bir eğitim olanağının sunulması ve
buna göre beklentilerin oluşturulması anne baba ve çocuklarda yaşanan bu
endişe ve sıkıntıların azalmasında etkili olacaktır.
|
|