|
OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARININ SINAV DÖNEMLERİNDE YAŞADIKLARI STRES,
STRES KAYNAĞI, NEDENLERİ VE ÇÖZÜM YOLLARI
Stres
terimi son yıllarda sık kullanılan ve üzerinde çok sayıda araştırma
yapılan bir kavramdır. Stres konusundaki çalışmaların bazıları strese
neden olan olaylara yönelmiş, bazıları da bu olayların fizyolojik ve
psikolojik tepkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. strese karşı verilen
tepkiler uzun dönemde kronik hastalıkların gelişmesine zemin hazırlar.
Bu hastalıklar yüksek
tansiyon, baş ağrısı, kalp hastalıkları gibi bedensel hastalıklar
olabildiği gibi psikolojik ve zihinsel hastalıklar da olabilir. Geri
çekilme, kabullenme, karşı koyma, korkma, endişe, depresyon gibi
duygusal sorunlar, depresyondan dikkatin azalması, dikkat azlığı ve
aşırı unutkanlık, takıntılı düşünceler gibi zihinsel problemler
olabilir. (Baltaş ve Baltaş, 1993)
Her birey kendi
potansiyelini geçmiş yaşantıları ile destekler, farklı sonuçlar çıkarır
ve farklı uyumlar gösterir. Stresin yaşanmasında geçmiş yaşantıların
rolünden söz ederken özellikle çocukluk dönemi yaşantıları
kastedilmektedir. Gelişim dönemlerin sağlıklı ve başarılı bir şekilde
yaşanmaması olumsuz, stres verici etkileri doğurmaktadır. Çocukların
gelişim dönemlerinde bazı takıntıların olması, daha sonraki yaşlarda
stresten daha çok ve daha olumsuz etkilenmelerine yol açabilir. Bu
gelişim dönemlerinin başarılı bir şekilde aşılmasına kendine güvenme ve
stresle başa çıkma becerisinin kazanılmasına yardımcı olur. Çocukluk
döneminde gereksinimlerin karşılanmaması, engellenme duygusunun ve
üzüntülerin oluşmasına ve zihinde izler bırakmasına yol açar. Erken
yaşantılar denilen ve gelecekteki bakış açımızı belirleyen de önemli
ölçüde bunlardır. (Baltaş ve Baltaş, 1993)
Özellikle okul
döneminde karşılaşılan sorunların büyük bir kısmı ders başarısına
ilişkindir. Anne baba beklentileri ve çevre beklentilerinin yoğun olması
nedeniyle çocuklar stresi daha çok ders ya da sınav alanına yaşarlar.
SINAV
KAYGISI
Genel olarak belirtmek
gerekirse gelecekte ne olabileceğine ilişkin belirsizlik kişinin
kendisini destekleyen bir çevreden yoksun kalması , olumsuz koşulların
ortaya çıkabileceği beklentisi ve son olarak da kendi içimizde
yaşadığımız çatışmaların ya da çelişkilerin kaygıya neden olduğu
bilinmektedir. (Öğütülmüş,1999) olumsuz duyguların yaşandığı duygular
kaygının ortaya çıkmasına neden olur. Çocukların neden sınav korkusu ya
da sınav kaygısı yaşadıkları sorusu insanlarda var olan bazı eğilimler
bazı eğilimleri gözden geçirerek anlaşılabilir. İnsanlar güçlü ve zayıf
yanlarının neler olduğunu, yapabileceklerini ya da yapamayacaklarını,
her hangi bir durum karşısında gösterdikleri tepkinin uygun bir tepki
olup olmadığını bilmek, kısaca kendilerini tanımak isterler.
Kendimizi tanımanın ya
da kendimizle ilgili bilgiler edinmenin üç temel yolu vardır. Değişik
ortamlarda ve durumlarda kendi gücümüzü sınayabiliriz. Böylece kendi
deneyimlerimiz ve kendi hakkımızda bilgi edinebilir ve kendimizi
tanıyabiliriz.Kendimizi tanımanın özellikle de belli bir durumda
gösterdiğimiz tepkinin uygun olup olmadığını öğrenmenin bir yolu da,
aynı durumlarda başkalarının gösterdiği tepkilerle kendi tepkilerimizi
karşılaştırmak ve kendimizle ilgili bir değerlendirme yapmaktır.
Kendimizi tanımanın diğer bir yolu da çevremizdeki diğer kişilerin
özellikle de bizim için önemli olan diğer kişilerin (anne, baba, arkadaş
...) bizimle ilgili yargıları ve bize verdikleri geribildirimlerdir
Çocukların neden daha yoğun stres yaşadıklarını bu çerçevede anlamak
mümkün. Çocuklar henüz kendilerini tanıma sürecinde oldukları için
kendilerini sık sık başkalarıyla karşılaştırdıkları gibi çevrelerindeki
diğer kişilerin kendileri ile ilgili değerlendirmelerinden de kolayca
etkilenirler.
Çocukların Sınavlara İlişkin Algıları
Sınavlar sonucun ne
olacağına ilişkin bir belirsizlik içermektedir.
Çocuk sınav süresince yalnızdır ve kendisini o anda destekleyecek birisi
yoktur.
Sınavlar çocuk
açısından olumsuz bir sonuçla karşılaşma olasılığını içermektedir.
Olumsuz bir sonuçla
karşılaşıldığı taktirde öğrencilerde değersizlik, yetersizlik
duygularının oluştuğu söz konusudur.
Başkalarının
Kendilerini Nasıl Gördüklerine İlişkin Endişeler:
Başkalarının
kendilerini nasıl gördüğü, çocuklar için büyük önem taşımaktadır.
Çevrelerindeki insanların değerlendirmeleri bir sınav durumunda
çocukların zihinsel faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemekte ve sınav
başarısını tehlikeye atmaktadır.
Kendilerini Nasıl
Gördüklerine İlişkin Endişeler:
Sınavlardaki
başarılarıyla kendilerine olan saygılarını eşdeğer görme eğilimi kaygıyı
arttırıcı faktörlerdendir. Sınavlarda ölçülen, çocuğun kişilik düzeyin
değil başarı düzeyidir. Özellikle bu durum çocuğa sıkça vurgulanmalıdır.
Olumsuz düşünce biçimi problemleri çözme konusunda size yardımcı
olmadığı gibi endişelerinizi arttırıp elinizi kolunuzu bağlamanıza neden
olmaktadır.
Gelecekle İlgili Endişeler:
Sınavlardaki başarının
gelecekteki mutluluk ve başarının tek ölçüsü olarak algılama biçimi
kaygıyı arttırmaktadır. Bu yaklaşım biçiminin sonucu olarak sınavların
çocuğun amaçlarına ulaşması konusunda engel olduğunu düşünmemek gerekir.
Bu olumsuz düşüncelerin çocuğa hissettirilmesi sonucunda çocukların
bilgilerini yeterince oraya koymaları güçleşecek ve başarıyı tehdit
edecektir.
Yeterince
Hazırlanamamakla İlgili Endişeler:
Çocuğun sınavları kişiliği konusundaki değerini ve gelecekteki
güvenliğinin bir ölçüsü olarak görmesi durumunda her hangi bir sınava
hazırlık dönemi onun için bir kriz dönemi olmaktadır.
Fizyolojik Tepkiler:
Çocuklarda yoğun
kaygıların sonucu olarak sınava hazırlanırken, iştahsızlık, uykusuzluk,
gerginlik gibi bir çok bedensel rahatsızlık yaşanabilir. Bu
rahatsızlıklar sınava hazırlanmayı güçleştirmekte başarıyı olumsuz yönde
etkilemektedir.
Zihinsel Tepkiler:
Sınava hazırlanırken ya
da sınav sırasında çevrelerinde olup bitenden fazlasıyla etkilenmeleri
ve dikkatini toplamakta güçlük çekmeleri yüksek sınan kaygısının
işaretidir. Bu durum düşünce akışını yavaşlatır ve başarıyı engeller.
Zihinsel ve bedensel rahatsızlık birbirini körükler ve sınava
hazırlığını zorlaştırır. Sınavlarda başarılı olabilmek için zihinsel
tepkilerin kontrol altına alınmasının öğretilmesi gerekmektedir. Çocuğun
çevresindeki kişilerin özellikle anne baba gibi çocuğun önem verdiği
kişilerin çocuğa yönelik değerlendirmeleri çocuk işin son derece büyük
önem taşımaktadır. Bu değerlendirmeler çocuğa adeta bir ayna tutar.
Çocuk bu aynada kendisini görür ve tanır. Anne baba ve çocuğun
çevresindeki diğer kişiler koşullar ne olursa olsun, çocuğa değer verir
onu kabul ederlerse çocuklar da kendilerini değerli bir kişi olarak
görürler. Buna karşılık eğer anne baba çocuğa belirli koşulları yerine
getirdiği taktirde (örneğin sadece başarılı olduğunda) değer verirse
çocuk sürekli olarak bu koşulları yerine getirmesi gerektiği yönünde bir
baskı hisseder. Aksi halde kendisine değer verilmeyeceğini hisseder. Bu
koşullar altında sınava giren sınavdan aldığı sonuca göre takdir
edileceğini ve kendisine değer verileceğini ya da bir biçimde
aşağılanacağını düşünen çocuk için her sınav bir kaygı kaynağı olur.
Çocuklarıyla birlikte sanki kendileri değerlendiriliyormuş gibi
kaygılanan ve kaygılarını çocuklarına bulaştıran anne babaların bu
tutumu karşısında çocuklar ve hatta yetişkinler zaman zaman çok dramatik
bir yola başvururlar: olası bir başarısızlık karşısında bu
başarısızlığın nedenini açıklayabilmek için önceden başarısızlığa “kabul
edilebilir” bir neden hazırlarlar.
Elbette ki bu
kaygıların tek kaynağı anne babalar değildir. Eğitim sisteminin de sınav
kaygılarında önemli bir rolü vardır. Nesnel ölçme değerlendirme
sisteminin yetersizliği, çocukların olumlu yönlerini ve güçlü oldukları
alanları vurgulamak yerine zayıf yönlerini ve yetersizliklerini
vurgulayan, işbirliğinden çok yarışmayı teşvik eden, eleyici, ezberci
bir eğitim sistemi sınav kaygısına zemin hazırlamaktadır. Çocukların
kişisel özellikleri de kuşkusuz sınav kaygısını yaşamalarında etkilidir.
Çok alt ya da çok üst düzeyde akademik başarıya sahip olan öğrencilere
göre akademik başarıları orta düzeyde olan öğrenciler sınav kaygılarını
daha yoğun yaşamaktadırlar. Sınava iyi hazırlanan sınavda başarılı
olacağına inanan ve bu beklentiyle sınava giren, başarısızlık korkusu
daha düşük olan, olayları ya hep ya hiç mantığıyla değerlendirme
eğiliminde olmayan çocuklar daha az sınav kaygısı yaşarlar. (Öğülmüş,
1999)
Sınav
Kaygısını Önlemeye İlişkin Uzman Yardımları
Etkili öğrenme ve
verimli çalışma becerilerinin öğretilmesi, sınav tekniklerinin
öğretilmesi sınav kaygısını azaltabilmek için yapılan uygulamalardır. Bu
çalışmalar ülkemizde de bu eğitimi almış deneyimli psikolog, psikolojik
danışman ve eğitim uzmanları tarafından uygulanmaktadır.
SONUÇ
VE ÖNERİLER:
Anne babalar
çocuklarını sadece başarılı oldukları takdirde onları sevdiklerini ve
değer verdiklerini bildiren mesajlar vermekten derhal vazgeçmelidirler.
Koşullar ne olursa olsun, anne babalar çocuklarına onları sevdiklerini
ve başarılı olsalar da olmasalar da onlara değer verdiklerini
belirtmelidirler. Anne babanın bu tutumu çocukları üzerindeki sınav
baskısını azaltacak ve bu durumda çocuklar gerçek performanslarını
göstereceklerdir. Öğretmenler de sınavı “çocukların o ana kadar ne çok
şey öğrendiklerini öğretmenlerine gösterebilecekleri bir fırsat” olarak
tanıtmalıdır. Unutulmamalıdır ki sınavlar çocuğunuzun kişiliğini ve
zekasını ölçmüyor. Bu düşüncede olmak ve bu yersiz düşüncelerin çocuğa
aşılanması onlarda telafi edilmeyecek rahatsızlıklara yol açmaktadır.
Çocuğun sınavlardan düşük not alması onların hiçbir zaman amaçlarına
ulaşamayacağı, akademik yeterliliğe ulaşamayacağı anlamına gelmez. Bunun
için anne babalara düşen en önemli görevler şunlar olabilir,
Her ne koşulda olursa
olsun çocuğa sevildiğini gösteren mesajlar verin
Çocuğunuzu kesinlikle diğerleri ile karşılaştırmayın
Mükemmeliyetçi tavırlara girmeyin
Endişelerinizi onlara belli etmeyin
Gerektiğinde uzman yardımlarına başvurun
KAYNAKÇA
Baltaş, Zuhal,
Acar,Stres ve Başa çıkma Yolları, Remzi Kitabevi, Haziran, 1997.Baltaş,
Zuhal, Acar,Üstün Başarı, Remzi Kitabevi, Haziran, 1997. Beneke, William
M. and Harris, Marry B.“Teaching Self-control of Study Behavior”
Behavior Research and Therapy. 1972.Bozkurt Nergüz, Harmanlı Zahit,
“İlköğretim Düzeyindeki Öğrencilerin Bazı Sosyo-Demografik Değişkenlerle
Stres Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi”, Gazi Üniversitesi V.
Ulusal Psikolojik Danışma ve Rehberlik Kongresi, Ankara !999.Broden, M,
Hall, R. V. And Mitts, B. “ The Effect of Self-Recording on the
Classroom Behavior of Two Eight Grade Students. “Journal of Applied
Behavior Analysis 4 ”1971Harrıs, Marry B. and Ream, Fred, A Pdogram to
Improve Study Habits of High- Scholl Students.” Psychology in the
Schools 9: 1972, pp.325-330.Majoribanks, K, “Families and Their Learning
Environments” Londres Rautledge Ef Kegan Paul, !979Majoribanks, K,
“Families and Their Learning Environments” Londa 1979 a. Millman Howard
l.” Psychoneurological Learning and Behavior Problems: The Importance of
Treatment Coordination. Journal of Clinical Child Psychology 1974. pp:
26-30.National Assessment of Educational Progress. Newsletter 11:
1978.Öğütülmüş, Selahaddin, Sınav Kaygısı, Okul ve Aile Dergisi. 1999.Robinson,
F. P. “Effective Study Harper & Row, New York” 1970.Scheafer, Charles.
Millman Howaard, “Çocuklarda Yaygın Olarak Görülen Sorunlar Nedenleri ve
Çözüm Yolları” Çev: Büküşoğlu, Aykaş, Çoban, Rehberli Araştırma Merkezi
Yayınları, İzmir, 1994.Yeşilyaprak, Binnur. Güngör, Abide. Kurç, Güzin.
“Eğitsel ve Mesleki Rehberlik” Ankara, 1999 |